Geleneklerimiz

GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ

a-      PALU’DA EVLENME VE DÜĞÜNLER

Bu konuyu yedi başlık altında toplayıp, anlatmaya çalışacağım.

1-EVLENMENİN YAŞI VE ŞEKLİ

     

               Ülkemizde, aile ve aile topluluğuna çok önem verilir.Ailenin fertleri arasında olduğu gibi,yakın ve uzak akraba toplulukları arasında da ,kuvvetli bir samimiyet, şefkatli bir sevgi ve sarsılmaz bir saygı ve muhabbet vardır.Türk ailelerinde ,otoriteyi daima baba elinde tutar.Emir ve irade hep ondan gelir.Aile reisi olan baba, bir kuş misali kanatlarını bütün aile fertlerinin üzerine bir şemsiye gibi açarak onları bir koruyucu gibi etrafında toplar.İşte Palu’muzun yerli ailelerinde asırlar boyu bu adet ,usul ve gelenekler doğrultusunda yaşamış ve yetişmişlerdir.Palu’da evlenme yaşı, kızlarda 16-20, erkeklerde ise 18-24 yaş arasındadır.Evlenme yaşına gelmiş bir genç kız ,istenilen ve uygun bulunan bir gence, işi, mesleği,ve geçimini nasıl yapacağı düşünülmeden verilir.Ancak günümüzde bu husus önemli konulardan birini teşkil eder.Hatta işi,mesleği ve sorumluluğunu bilmeyenlere kolayca kız verilmez.Çiftler arasında samimi bir sevgi olduğunda da çok nadirde olsa bazı kız kaçırma olayları olur.

             Yöremizde akraba evliliği de gün geçtikçe azalmaktadır.Evlenmelerde genellikle BAŞLIK parası alınır.Başlık alınmadan yapılan evliliklerde ,çevre halkı şüpheye düşmekte ve çeşitli dedikodular yapmaktadırlar.Bunlardan bazıları kız evde kalmıştır,çirkindi, başından atıldı gibi sözler söylenir.Ancak günümüzde bu da önemini kaybetmiştir.

          2-İLK ADIM, KIZ BEĞENME (GÖRÜCÜLER)

  

              Oğlan evlendirecek aile,duyduğu,gördüğü ve tavsiye edildiği kız evine ,bazen yalnız, oğlanın anası,genellikle de oğlanın anası, kız kardeşi, teyzesi ve halasından oluşan bir grupça gidilir.Bu ziyaretler bazen kız tarafına önceden haber verilerek gidilir.Çok zaman ise kız tarafı haberdar edilmez.Kız evinin haberi varsa, eve çeki düzen verilir.Kızlar gelen misafirlerden büyüklerin ellerinden öperler,diğerleri ile de el sıkışırlar,kimsenin yüzüne bakmadan ve konuşmadan misafirlere kahve getirir, hizmet ederler.

              Görücüler, bu süre içinde kızları iyiden iyiye göz altından süzerler.Eve döndüklerinde,kız hakkındaki görüşler,aile büyüklerine anlatılıp tartışılır.Kız ya övülür veya yerilir.Karar verilir,uygun görülürse oğlan anası hiç elden kaçırmayalım diyerek kocası ile görüşür ve kesin karar verilir.Bazen de böyle bir istekte olan genç delikanlı ,gördüğü veya bildiği(gönlündeki kız)bir kız varsa,bunu yakın bir sırdaşı ile konuyu annesine açtırır.Kız ve ailesi anne tarafından uygun görülürse,kocanın hoş bir  zamanında, konuyu kocasına açarak bizim oğlanın gönlü falanın kızında ,kız da çok hanım bir kız ,ailesine de diyecek yok,bize de  zaten böyle münasip bir gelin lazım.Eğer kader olmuş,Allah nasip etmişse oğlumuza isteyelim der.Böylece istemesi kararlaştırılan kız evine,sözü sohbeti yerinde, kendisine saygı duyulan birini oğlan tarafından kız evine gönderilir.Kız tarafının bu  konudaki düşünceleri öğrenilir.Kız tarafından uygun cevap alındığında teşebbüse geçilir.Aksi bir durumda ise bu konu kapanır,başka kızlar görülür.Bazen de yukarıda belirtildiği gibi nadir de olsa kız kaçırılır.Bu ise hiç istenilmeyen bir yol ve usüldür.

          

           3-KIZ İSTEME VE ŞERBET İÇME

              Beğenilen kız evine oğlan tarafından görevlendirilen tecrübeli ve saygı duyulan biri gönderilir.Kız babasına uygun bir dille bu konu anlatılır.Bu konuşmaları sezen kız,bazen gizlice kapının arkasından dinler.Olumlu gelişmeleri ,istiyorsa sevinir.İstemiyorsa üzülür.Kız tarafının isteği yoksa,oğlan tarafından gönderilen(aracıya) kızımız daha küçüktür veya bir yakınımızın sözlüsüdür diyerek tatlı bir lisanla aracıyı geri gönderir.

            Eğer bu isteme olayı ,kız tarafına ,kadın aracılar tarafından iletilmişse, hele birkaç defa gidilip gelinmiş ise, bu olumsuz cevap,kız anası tarafından şöyle dile getirilir; Kızım çok küçüktür.Bu söz burada söylendi,burada kalacaktır.Hele oğlan tarafından hoşlanmamışsa,daha da hırçınlanarak  Allah kader etmişse bozsun.Anam gidin oturun yerinizde, bizde verilecek kız yok.Bir oda altınınız olsa,içinde çeyreğim yoktur diyerek kesin olmayacağını belirtir.Eğer kız evinden olumlu cevap alınmışsa ,evliliğe ilk adım atılır.Bu durumda kız babası oğlan tarafından gelen aracıya kader olmuş ve Allah nasip etmiş ise olur.Kadere hiç bir şey diyemeyiz.Ancak bizimde görüşecek ve danışacak adamlarımız var.Onlarla da  görüşüp öylece karar verelim der.Bunun üzerine aracı hay hay  buna sözümüz yok ben yine gelirim deyip ayrılır.

             Kız tarafı,kızın annesi tarafından hemen kızın fikrini öğrenir.Kızın fikrinin olumlu olduğunu anlayan anne ,kocası ile yakın akrabasının da uygun fikirleri alındıktan sonra ikinci defa sonucu almaya gelen oğlan tarafına,Kadere diyeceğimiz yok Kader olmuşsa olur.Biz de bu işi münasip gördük der.

Bu söz üzerine oğlan tarafından gelen aracı,o zaman mümkünse bize listesini de (çeyiz listesi) yapın,verin

 Der.Daha sonraki günlerde hazırlanan liste (Listede başlık,nişan ve gerekli olan ev eşyası ile kıza ait eşyalar yazılır) oğlan tarafından alınır.Aralarında görüşülerek ya listenin aynısı veya bazı çıkarmalar ve ilaveler yapılarak yeniden hazırlanır. Böylece olumlu cevabın arkasından kızın resmen isteneceği gün kız tarafına bildirilir.O gün oğlan babası, amcası, dayısı ve yakın akrabaları ile yakın komşuları ile birlikte kızın evine giderler.Beraberinde çay ,yeterince şeker ve dil bağıda götürürler.Resmen kızı istemeye Pazar veya Perşembe akşamları gidilir.Kız evinde de aynı yakın akrabalar ve komşular toplanmıştır.Kız ve oğlan taraflarınca önceden seçilen mütavazi iki kişi (Kız ve oğlan tarafının sözcüleri) odanın üst başından ve yanyana otururlar.Söz ve sohbetten sonra, oğlan tarafının sözcüsü ,gayet münasip bir dille Muhterem misafirler biz buraya hayırlı bir iş geldik.Allah’ın emri ve Peygamberin kavli  ile falan beyin kızını ,filan beyin oğluna zevceliğe,münasip görüyoruz, sizlerde münasip görürseniz istemeye geldik der.Bunun üzerine de kız tarafının sözcüsü de ,Allah kader etmişse biz de münasip görüyoruz der.Alınan bu hayırlı cevap üzerine ,kız ve oğlan tarafının sözcüleri el tutuşup ayağa kalkar ve muhabbetle sarılırlar.Allah yüzlerini güldürsün ,gün görüp, murat alsınlar derler.Cemaatte hep bir ağızdan amin der ve otururlar.Bu arada oğlan tarafından en genç olan biri,oradaki büyüklerin ellerini öper,diğerleri ile el sıkışırlar.

          Bunun üzerine taraflar arasında önceden hazırlanıp kararlaştırılmış olan  başlık ,nişan ve çeyiz listesi orada olanlara sesli olarak okunur.Getirilen nişan(ziynet) eşyaları,oğlan tarafının sözcüsünce,kız tarafının sözcüsüne verilir.Kız tarafının sözcüsü ise bu eşyaları (Nişan eşyaları) tek tek orada bulunanlara gösterir.Hemen arkasından şerbet içilir.Gösterilen dil bağıda kız babasına verilir.Eğer önceden taraflar arasında  bu hazırlık yapılmamışsa,taraflar arasında işten anlayan birkaç tecrübeli kişi seçilerek  bir başka odaya  geçerler.Burada başlık,nişan ve çeyiz(cez)listesi ile varsa kızın kardeşine de bir HALAT verilmesi konusu tartışılarak hazırlanır.Verilecek HALAT genellikle, tabanca ,silah,(tüfek)teyp, kol saati v.s. gibi eşyalardan birini oluşturur.Bu hazırlıklar bitirilince hemen cemaatin bulunduğu odaya geçilir.Burada hazırlanan liste okunur.Bunun üzerine,oğlan tarafının sözcüsü Biz can istemeye geldik, mal istemiyoruz,senin yükünü kabul ettik.Ancak bizim de diyeceklerimiz var,diyeceklerimiz kabul edilmez ise şerbeti içmeyiz der.Hemen başlık,nişan ve çeyiz listesinde,oğlan tarafınca fazla bulunan cins ve miktarlar üzerinde gerekli anlaşma sağlanarak kabullenilir. Bazen de hazırlanan listede hiç değişiklik yapılmadan,oğlan tarafınca aynen kabul edilir.Bu işlerin bitiminden sonra,dualar okunur.Nişan kız babasına verilir,sonra şerbet içilir.Dil bağı kız babasına verilerek,yapılacak olan düğünün tarihide belirlenir.Böylece taraflar birbirlerini tebrik ederek dağılırlar.

4-     NİŞAN BOHÇASI VE GELİN ELBİSESİ.

         Evlenmenin ikinci önemli konusudur. Şerbet içildikten sonra,oğlan tarafına hazırlanan nişan bohçası,kız evine gönderilir.Bohçada genellikle ,ziynet eşyaları, kız elbisesi ve parça kumaşlar bulunur.Bu zaman zarfında oğlan tarafı,çeyiz listesinde istenilen ve götürülmesi gerekli bütün eşyalardan kız evine gönderilir.Oğlan tarafına gönderilen eşyalara VEC,düğünden bir gün önce, kız evinden topluca oğlan evine gönderilen eşyalara ÇEYİZ (CEZ) adı verilir.Kız tarafına gönderilen,nişan bohçası ile diğer eşyalar,düğüne bir hafta kala teşhir edilir.Bu süre içinde bütün eş-dost ve çevre halkı, bunları görmeye gelir.Her gelen beraberinde uygun hediyeler getirir.Bu hediyeler genellikle ev eşyası olarak verilir.

5-     ÇEYİZ YAZMA VE NİKAH KIYMA.

         Artık bundan sonra kız ve oğlan evinde hızlı bir çalışma başlar.Bütün hazırlıklar tamamlanır.Bu hazırlıklar bazen bir ay bazen birkaç ay veya daha fazla sürebilir.Bütün bu işler bitince,düğüne bir hafta kaldığında (bazen 3-5 gün kala) çeyiz yazmağa sıra gelir.Tarafların anlaşmaları sonucu hazırlanmış olan çeyiz listesinin yazımı yine kız evinde ve tarafların kararlaştırdıkları bir günde toplanılır izzet ikramdan sonra,oğlan tarafından yazısı güzel olan biri,beyaz bir kağıt üzerine,iki suret olacak şekilde çeyiz listesini yazar.Orada bulunanlarca her yazılan eşyaya kıymet biçilerek,fiyatlarıyla tutarları karşısına yazılır.Bu eşyalar genellikle,kız sandığında ve evin uygun bir yerinde bulundurulur.Bu eşyaların yazımı için kız tarafından görevlendirilen yaşlı bir kadın( ak saçlı kadın)tarafından çıkarılarak,orada bulunanlara gösterilir.yazım işi bitince,listenin altına,kız babası,oğlan babası,listeyi yazan ve orada bulunanlardan birinin ismi yazılarak imzalanır.Yazılan bu listenin aslı,gelin sandığının en altına bırakılarak ölünceye kadar saklanır.Bir sureti’de kız babasına verilir.Listede yazılı olan bu eşyalar kıza aittir.Ölüm ve boşanma hallerinde geri alına bilir.Bu işlemler bitince çeyizi yazana,kız tarafı,eşyaları gösteren yaşlı kadına da oğlan tarafı bahşiş verirler.Bunun arkasından hemen nikah merasimine geçilir.Bunun için önceden oğlan tarafından görevlendirilen birkaç kişi evin etrafını gözetlemeye çıkarlar.Herhangi bir tehlike olmasın diye.Bu arada oğlan tarafından getirilen imam öncülüğünde NİKAH kıyılması (merasimi)bir başka odada yapılır.Yöremizde,bir kadın veya kız,İslamiyet’in emri gereğince namahrem erkeklerin yanına başı ve yüzü açık olarak çıkamaz ve konuşamaz.Bu yüzden kızın vekili ve iki şahit imam’la beraber hareme girer.Gelinin bulunduğu oda kapısının önünde dururlar.Kızın vekili kapı arkasında bulunan kıza hitaben,falan beyin oğluna,nikah kıyılması için beni vekil tayin ediyormusun? Diye sorar.İçeriden bir müddet ses gelmez.Hıçkırıklarla dolu sessiz ağlama duyulur.Gelin kız bu soruya kolay kolay cevap veremez.Nasıl cevap versin ki,zira bu cevap bütün ömrü boyunca saadet ve felaketine sebep olabilir.Nihayet içeriden güç hal bir EVET cevabı gelir.Cevap alınınca yeniden,önceden geçilmiş odaya gelinir.Bunun üzerine imam diz çökerek,şahitleri de sağ ve soluna alarak Tevbe ve istiğfar’e başlar.Yapılan duadan sonra imam,kız vekiline,falan bey oğluna,filan beyin kızını istiyor,bu kişiye zevceliğe vermeyi,oğlan vekiline de kızı,zevceliğe kabul edip etmediğini sorar.Aldığı olumlu cevaptan sonra  biz dahi ahkâmı mesrur dairesinde akd-i nikah eğledik der.Yapılan duaya orada bulunan cemaat hep bir ağızdan AMİN der.Okunan Aşr-i şeriften sonra misafirlerin hayır ve uğur temennileriyle davetliler dağılırlar.

           6 -  KINA GECESİ VE SAÇ KESME

        

                  Kına gecesi düğün gününün arafesi’nde, erkekler oğlan evinde, kadınlar da kız evinde

Toplanarak  yaparlar.Her iki tarafta da çok kalabalık bir misafir topluluğu göze çarpar.Bütün davetliler samimiyetle  ve büyük bir coşku ile eğlenirler.Bu eğlencelerde genellikle davul-zurna çalınır.Günümüzde ise klarnet,darbuka ,cümbüş ve keman kullanılmaktadır.Bütün gençler bilinen mahalli oyunları oynar,şarkı ve türküler söylerler.Bazen KÖÇEK denilen oyuncular getirilir ve düğüne başka bir neşe katılır.Köçekler tıpatıp kadın gibi giyinip süslenirler,başına oyalı yazma örter,ayaklarında yüksek ökçeli kadın ayakkabısı,ellerinin parmaklarında ziller vardır.Davetliler tarafından para vurulur.Bu paralar çalgıcılara kalır eğlence bütün coşkusuyla oğlan tarafında devam ederken,güveyi (damat)da son derece şık olarak,sadıç eşliğinde düğün yerine getirilerek davetliler bir bir gezilerek hoş geldiniz denilip el sıkışılır.Oyunların oynandığı esnada,bir ara zorlada olsa güveyi oynatırlar.Eğlence gece geç saatlere kadar devam eder.

        Kadınlar ise,kız evinde tef çalıp oynarlar.Bu geceye hem oğlan tarafı,hem de kız tarafı,eşini,dostunu ve kapı komşularını davet etmişlerdir.Kız evinde bu eğlenceler devam ederken,sadıç hanımı tarafından odanın ortasına bir yastık konulur.Sadıç hanımı tarafından gelin getirilip bu yastık üzerine oturtulur.Oğlanın kız kardeşi veya teyzesiyle birlikte bazen bunların dışında tecrübeli bir kadın tarafından gelinin el ve ayak parmaklarına KINA yakılır.Kınadan sonra gelinin,ehil bir kişi tarafından makas değmemiş zülüfleri taranarak kesilir.Kına yakılırken bir kız tarafından tepsiye bırakılan mumlar yakılır ve oynanır.Kına ve saç kesme bitince,tepsi davetliler arasında gezdirilerek para toplanır.Toplanan bu paralar geline verilir.Kına gecesinde,oğlan tarafından gelen ve gelini süsleyen kadınlara YENGE adı verilir.

                       7-DÜĞÜN HAZIRLIKLARI VE DÜĞÜN

       Düğün günü,taraflar arasında daha önceden tespit edildiğinden,zengin aileler,şenliklere birkaç gün önceden başlarlar.Düğüne bir hafta kala,oğlan tarafından görevlendirilen,yaşlı bir kadın,bütün eş,dost ve kapı komşuları düğüne davet eder.Bu davetlerde düğüne davet edilenlere (çağırılanlara)birer şeker verilir.Düğüne mazeretleri dolayısıyla gelemeyecek olanlar,şekeri almazlar Allah yüzlerini güldürsün,gözleri aydın olsun derler.Şeker almayanların düğüne gelmeyeceklerinden,gelmeyecek olanların sayısı da belirlenmiş olur.

       Şenlikler,düğün evi bahçesinde veya en yakın bir açık meydanda yapılır.Şenlikler genellikle davul-zurna eşliğinde ve diğer müzik aletleri ile yapılır.Davul ve zurnanın,ilk görevleri,düğüne gelen davetlileri,düğün evinde karşılamaktır.Uzaktan bir davetli kafilesinin geldiğini gören davul ve zurnacı,hemen onları karşılama havası ile(gelin alma havası) karşılar ve misafirlerin önünde,onları düğün evi kapısına kadar çalgı eşliğinde getirir.Bu misafirlerde çalgıcılara bahşişler verirler.Davetliler genellikle yakın akrabalar başta olmak üzere,yörenin ileri gelenleri ile kapı komşudan oluşur.

     Düğünün bütün sevk ve idaresi,sağdıç tarafından yürütülür.Sağdıç, oğlan tarafından sevilen, sayılan ve güvenilen bir kişi olarak görevlendirilir.En samimi eğlencelerin yapıldığı düğün akşamı,oğlan evinde ve düğünde verilecek yemeklerin bütün hazırlıkları tamamlanır ve şafakla birlikte kazanlar ateşlenir.Bu işte becerikli ve tecrübeli kadınlar uğraşırlar.Önceleri GÖME(BABİKO) adı verilen ve büyük somunlar halinde pişirilen ekmekler ufalanarak tereyağı ile karıştırılıp,tabaklar yerine leğen veya tepsilerde yenilen bu yemeğin yanında,ayran veya üzüm ezmesi,bu olmazsa erik hoşafı olurdu.Günümüzde ise pirinç pilavı,zerde(pirinç-şeker karışımından yapılır)ekşili dolma,taze veya kuru fasulye gibi yemekler yapılır.

       Düğün evinde,her geçen saat artan telaş ve faaliyet bütün hızıyla devam ederken,gelin uzak bir yerden alınacaksa,düğün alayının hazırlıkları daha büyük olur.Gelin evi yakın ise,düğün alayı yayan gider ve gelir.Eğer yol uzak ise,gelin için güzel bir at temin edilir.Gelin bu atla getirilir.Günümüzde,gelin için özel taksi tutulur.Her davetli ise,birer taksi ile düğün törenine katılır. Bazen otobüslerde tutulur.Yerin yakın veya uzak oluşuna göre vakit geldiğinde,çalgı takımı düğün evi arabasına alınır,yol boyunca çalgı çalınarak gidilip gelinir.

         Kız evine varıldığında,gelenler kapı önünde tek tek el sıkışarak karşılanır.Fazla olmamak şartıyla birazda kız evi önünde,çalgılar çalınır,oyunlar oynanır.Ondan sonra gelin göz yaşları,arasında anne ve babasının elini öperek,sağdıç tarafından,evden dışarı çıkarılır.Gelin dışarı çıkarılırken bir tarafından sağdıç hanımı,bir taraftan da oğlanın en yakını tarafından tutularak taksiye bindirilir.Düğün alayı,neşeli ve çalgılarla değişik yoldan,oğlan evine gelirler.Gelin oğlan evinin dış kapısından geçirilirken eskiden beri alışıla gelmiş bazı adetler yapılır.Gelin kapının önünde iken,oğlanın en yakınlarından biri dama(evin çatısına)çıkarak,önceden hazırlanmış olan leblebi-üzüm-şeker karışımını yukarıdan,gelinin başına döker.Kapıdan içeri girmeden eline bir yumurta verilerek,kıbleye döndürülür ve yumurtayı duvara vurarak kırar,kapı eşiğine bırakılan ağaç bir kaşığı sağ ayağıyla kırar ve yine sağ  ayağıyle içeri girerken,el üstünde tutulan Kuran-ı Kerim’in altından geçirilerek odaya alınır.Bazen yemekten önce Mevlid-i Şerifte okutulur yemeğini yiyen misafirler,düğün sahibinin gözlerini aydınlayarak ayrılırlar.

         Yalnız oğlan tarafının yakınları ayrılmaz,orda kalırlar.Bundan sonra kadınların yemekleri verilir.Yemekler yendikten sonra,bütün misafirlerden oğlan annesi,babası,kardeşi ve çok yakıları tarafından daha kıymetli olacak şekilde HALAT adı altında verilen paralar toplanır,takılar takılır.Toplanan paralar  sayılıp geline verilir oğlan anne ve babası halat olarak daha ziyade birer bilezik veya altın verirler.Damat yakın komşulardan birinde veya sağdıç evinde,yakın dost ve arkadaşlarıyla oturmaktadır.Sağdıç,yanında getirdiği berberle,damadın saç ve sakal tıraşını ettirir.Berbere sağdıçla,orada bulunanlar tarafından bahşiş verilir.Bazen de sağdıçtan habersiz,damadı arkadaşları gizlerler(kaçırırlar)istedikleri bahşişi sağdıçtan aldıktan sonra geri getirirler.Akşam yatsı namazından sonra gelini,gelin odasına sağdıç hanımı getirip oturtur.Gerekli bilgi ve tavsiyeleri yaptıktan sonra,sağdıç hanımı odadan çıkar ve beyini(sağdıcı)çağırtır.Odanın hazır olduğunu bildirir.Bunun üzerine sağdıç damadı odasına gönderir.Damat dışarı çıkıp,sağdıcın yanına döndükten sonra,sağdıç tarafından oğlanın babasının gözleri aydınlanır.Oğlan evinde beklemekte olan yakın kadın ve erkek davetlilerde oğlanın anne ve babasının gözlerini aydınlar,çiftlere mutlu ve mesut olmaları temennisi yapılarak düğün evinden ayrılırlar.

b-     PALU’DA DOĞUM

        Çocuk doğunca, akrabalar ve komşular ziyarete gelirler ve çocuk için hediyeler verirler.Eskiden yeni doğan çocuk kırk gün boyunca evden çıkarılmazdı.Evden dışarı çıkarılırsa uğursuzluk sayılırdı.Yeni doğan çocuğa üç gün isim verilmezdi.Bu üç gün içinde çocuk erkek ise Muhammed ,kız ise Fatma olarak kalırdı.Üç günden sonra, çocuğa uygun görülen isim verilirdi.İsim verilirken çocuğun kulağına ezan okunur ve ismi üç defa tekrarlanarak söylenirdi.Yeni doğan çocuk için eskiden evlerin tavanındaki  ağaç direklere bir çift demir halka monte edilir ve ipler bu halkalardan geçirilerek odanın ortasında tavana asılı beşik yapılırdı.Yine çocuğu yerde sallamak için ağaçtan yapılmış beşikler kullanılırdı.

     

                                    Çocuğun Kırkının Çıkarılması:

 

      Çocuk doğduktan sonra kırk gün geçince çocuğun yakınları evde toplanırlardı.Eskiden,çocuğun doğumuna yardımcı olan kadın (ebe) tarafından veya büyükannesi tarafından çocuk hazırlanır ve kırk defa İhlas suresi okunur ve çocuğun başına kaşık ile kırk defa su dökülür.Çocuğun ileride başarılı olması için dua edilirdi.Çocuğun kırkı bu şekilde çıkarıldıktan sonra evden dışarıya çıkarılırdı.

                                   Hedik Dökme Töreni:

        Hedik:Buğday tanelerinin nohut ile birlikte haşlanması ve süzülmesi ile hazırlanan bir yemektir.

        Hedik dökme töreni çocuğun ilk dişleri çıkmaya başladığı zaman yapılan bir törendir.Bu tören çocuğun  akrabaları ve komşu kadınların toplanmasıyla yapılır.Çocuk giydirilip süslenir,genç kızlar oyunlar oynarlar,şarkı söyleyip eğlenirler.Hedik hazırlandıktan sonra çocuk salonun ortasında,yerden hafif yüksek tabureye oturtulur ve etrafına bir örtü yayılır.Bu örtünün üzerine çeşitli eşyalar dizilir.(Tarak,saat, makas,para ,altın,kalem,vs.)Hedik dökme esnasında çocuk hangi eşyayı eline alırsa ilerde onunla ilgili bir mesleği seçeceğine inanılır.Hedik dökülmeden önce çocuğun başının ortasına hedik birikmesini sağlayacak kadar,tepe kısmı çukurlaştırılan bir küllah takılırdı.Hedikler,dökülmeye başlayınca,etraftakiler örtüye yayılan hedikleri kaparak yerlerdi.Bu arda dişleri güzel olan genç kızlardan biri çocuğun başındaki küllahı ağzı ile kaparak dışarı kaçar, herkes onun peşinden bağırarak koşturur ve ağzından küllahı alınır.Küllahın üzerinde biriken hedikler veya yedi tane hedik parçası bir ipe dizilerek çocuğun boynuna takılır.Tören, hazırlanan çerezlerin  hedikle yenilmesiyle devam eder.Bu arada eğlencelerde devam eder.Çocuğun hedik törenine gelenler çeşitli hediyeler verirler ve tören sona erer.

                                       C- PALU’DA BAYRAMLAR

        Palu’da kutlanılan dini bayramlar genellikle fazla bir farklılık arz etmez.Bir bayram kısaca şu şekilde kutlanır;Bayramdan üç-dört gün önce hazırlıklar başlar,alış-verişler yapılır,evlerde yemekler,tepsiler baklava ve tatlılar yapılır.Arefe gününde bu hazırlıklar tamamlanır.Mezarlıklara gidilerek ziyaretler yapılır,bayram günü akrabalar,komşular bir birlerini ziyaret ederek bayramlaşırlar.Herkes en güzel elbiselerini giyer.Bayramda dargın olanların barıştırılmasına dikkat edilir.Çocuklar ev ev dolaşarak bayramlaşır ve şeker toplayarak harçlık alırlar.

                               d-  PALU’DA ASKERE UĞURLAMA TÖRENİ .

        Yörede askerlik vazifesini yerine getirmeye büyük önem verilir.Askerlik,bir gencin en önemli olgunlaşma dönemlerinden biri olarak kabul edilir.Askerlikten çekinen ve kaçan kişilere toplumda iyi gözle bakılmaz.Genellikle askerliğini yapmayanlara kız verilmez.Askerliğini yapanların toplumdaki saygınlığı artar.Yöredeki askere gidecek genç,misafir olarak kabul edilir ve kendisine çevresi tarafından büyük kıymet verilir.Askere gitmeden önceki hafta içerisinde arkadaşları ve yakınları tarafından (her gün başka birisi tarafından)kendisine ziyafet verilir.Askere gitmeden önceki akşam arkadaşlarıyla bir yerde toplanıp sohbet edilir,anılar tazelenir.Askere gidecek genç bütün akrabalarını ziyaret eder ve helal lık isteyerek vedalaşır.Gideceği gün davul-zurna eşliğinde halaylar çekilerek otobüse bininceye kadar arkadaş ve yakınları tarafından uğurlanır.Eskiden askere giden gençlerin avuç içlerine kına yakılırdı. (vatanına bağlı olsun ,vatanı uğruna kurban olsun diye.)Askere giden genç,arkadaşlarına asker dönüşü geri vermek şartı ile hatıra amacıyla herhangi bir eşya verirlerdi.Askerlik dönüşü ise yine arkadaşları ve akrabaları tarafından şenliklerle karşılanır,ailesi tarafından kurban kesilir ve ziyafetler verilir.

                                          e-PALU’DA SÜNET VE SÜNNET DÜĞÜNLERİ.

        Sünnet,lugat ta insanın manen tuttuğu iyi yol manasına gelirse de bizim asıl konumuz İslamiyet teki sünnet olma hususudur ki buna hitan da denir.Hz.İbrahim den gelir(Hz.İbrahim,80.yaşında iken Şam’da kendi kendini sünnet etmiştir.) İslam ın insanlara faydalı gördüğü bu sünnet olma ve sünnet etme işi o gün den beri müslümanlar arasında süre gelmiştir.Memleketimizde bir çocuk sünnet çağına geldiği zaman veya yeni doğduğu zaman çocuğa bir kirve bulunur.Bazen de bunun tam tersi olup eş-dost ve akrabadan herhangi bir erkek,çocuğa kirveliğe talip olur.Kirve,sünnet edilecek çocuğu sünnet sırasında kucağına alır,el ve ayaklarını usülüne göre sıkıca tutar.Seçilen kişi ölünceye kadar o çocuğun kirve si olur.Çocuk büyüdüğü zaman bile o kişiye kirve diye hitap eder saygı gösterir.Kirve seçildikten sonra sünnet günü kararlaştırılır.Sünnete eli en hafif diye şöhret kazanmış sünnetçi çağrılır.Aynı zamanda sünnete bazı konu komşu ve eş dost çağrılır.Sünnet sabahı çocuk tepeden tırnağa kadar yeni elbiseler veya özel hazırlanmış sünnet elbiseleriyle giydirilir.Kirvede hediyelerle birlikte sünnet evine gelir.Bu hediyelerin başında bir kol saati gelir.Diğer hediyeler ise kolonya ve çeşitli şekerlemelerdir.

        Sünnet edilecek çocuk,bunlarla sünnetin korkusundan kurtarılmak istenirse de çocuk yine bir korku yüzünden kendine ıssız köşeler arar,devamlı kaçmaya çalışır,vakit gelince sünnetçinin isteği üzerine içeri alınır.Bu sırada kirve çocuğu cesaretlendirmek için ve sünneti unutturmak için çocuğa hediyesini verir.

Daha sonra odanın münasip bir yerine konulmuş olan yastık üzerine oturtularak çocuğa cesaret verici sözler usülüne göre söylenir.Sünnetçi çocuğun karşına oturur,usturayı eline alarak tekbir getirmeye başlar,odada bulunanlarda tekbire iştirak ederler.Tekbir sona erince odadan bir feryat kopar...Bu feryat sünnetin bittiğini gösterir.Böylece çocuk sünnet edilir,yarası sarılır ve önceden yapılmış yatağına yatırılır.

        Genellikle erkeklerin bulunduğu kısımda Mevlid okunur,yemekler yenir cemaat dağılır.Kadınlar ise gece geç saatlere kadar eğlence yaparlar.Gelen davetlilerde getirmiş oldukları hediyeleri çocuğun yatağının başına bırakılır.

        Sünnet edilen çocuk tamamen iyileşince karşılıklı kirve davetleri yapılır ve karşılıklı hediyeler gönderilir.Bu suretle sünnet düğünü sona ermiş olur.

                F –PALU’DA ÖLÜM VE CENAZE TÖRENLERİ

      Palu da  ölüm hadiseleri,genellikle yaşını başını almış kişiler arasında olur.Yaşlıların ölümü tabii karşılanır,buna mukabil gençlerin ölümüne ise bütün memleket halkı yanar yakınır.Bir ölüm hadisesinde akraba ,konu-komşu ölüm evine yardıma koşar.

       Bir ölüm halinde,minarelerden birinde Salat-ü Selam verilir.Halk bu suretle sorar soruşturur kimin öldüğünü öğrenir ve ona göre yardıma koşar.

     Bir ölüm vukuunda cenaze yıkanmadan önce ilk yapılan iş mezarın kazılması ve mezar ağaçlarının hazırlatılmasıdır.Cenazeler genellikle evde fazla tutulmaz,Yıkandıktan sonra evden alınarak camiye getirilir ve musalla taşına yatırılır.Cenaze namazı kılınmadan önce camiide ölünün ruhuna hediye için bir veya birkaç hatim okunur.Yani Kuranı Kerim hatmedilir.İskat-ı Salat dan sonra cenaze namazının kılınması için hazırlık yapılır.Cenaze namazının kılınmasından sonra,cenaze fedakar ve yardımsever halk tarafından omuzlar üzerinde  taşınarak mezarlığa götürülür.Eğer mezarlık uzak ise,cenaze şehir dışına kadar omuzlar üzerinde götürülüp orada hazır bulunan bir kamyona bırakılır.Beraberinde araçlarla mezarlığa götürülür.

       Cenaze gömülüp dua(telkin)okunduktan sonra bütün cemaat toplu halde cenazenin çıktığı eve gelir.Evde oturduktan sonra içlerinden biri Lillahil-Fatiha deyince cemaat hep birden sevabını ölünün ruhuna hediye etmek için fatiha okurlar.Daha sonra cemaat cenaze sahiplerine başsağlığı dileyerek onları teselli ederler.

       Cenazenin gömüldüğü andan itibaren 3gün süreyle taziye ye oturulur. Bu üç gün zarfında eş , dost,konu-komşu sabahtan akşama kadar başsağlığına gelir ve fatiha okurlar.Bu hususta güzel bir adet de taziye evine üç gün boyunca yakın akraba ve komşular tarafından devamlı yemek gönderilmesidir.




 
Sayfayı Yazdır Sayfayı Gönder


T.C.Palu Kaymakamlığı Resmi Web Sitesi
Tasarım Byticaret
Spor Aletleri Hentbol Federasyonu Zayıflama yöntemleri Spor aletleri fiyatları Mide hastalıkları Migren Migren Altın ve döviz Gelinlik, giysi modelleri Top oyunları Forex eğitimi Sketchup render Oyun